TIBBİ HACAMAT İLE UYGULADIĞIMIZ TEDAVİLER

TIBBİ HACAMAT İLE UYGULADIĞIMIZ TEDAVİLER

TIBBİ HACAMAT TEDAVİSİ (WET CUPPING THERAPY)
Aslında, ağrı hastalığın özüdür. Eski bir Çin atasözü şöyle der: “Durgunluğun olduğu yerde, acı olur. Durgunluğu kaldırırsanız ağrı ve acı çıkar.” Hastalıkların büyük çoğunluğu durgunluk, tıkanıklık ve tıkanıklıkla gelen  enerji kaybı, ya da blokajla oluşur. Cupping ile, Vital Kuvvetler harekete geçerek, kan ve diğer vücut sıvılarının akışını sağlar, durgunluk ve tıkanıklık kesilir, ek olarak patojen ısı, toksinler ve inflamasyon dağılır. Patojenik ısı ve toksinlerin önemli bir kısmı cilt yüzeyinde serbest olarak bulunabilir.  Cupping  akut ateşin hafifletilmesi veya giderilmesinde de etkili olabilir. Hastalıklı  kan ve diğer vücut sıvıları, ateşin sık görülen bir nedenidir.

 

     Cupping dolayısıyla daha ciddi bozuklukların  önlenmesi veya engellenmesi, cilt içindeki patojenin temizlenmesi yolu ile  ve iç organlardaki  patojen tıkanıklığının giderilmesi ile olur.
Kan, lenf ve diğer hayati sıvıların dolaşımını iyileştirmek için, atık madde, toksinler ve hastalıklı vücut sıvılarının dışarı alınması gerekir. Bunu bir nebze boşaltım (idrar), sindirim (dışkı), terleme sistemleri ile yaparız. Yunan tıbbında, vücuttan atıkların doğru ve zamanında tahliyesi vücut iç temizliğinin önemli bir yönünü oluşturur. Kabızlık, idrar retansiyonu (idrara çıkamama), terleme bozuklukları hatta bastırılmış regl olsun, atıkların zamanında vücut  dışına atılamamasıdır. Sonuç olarak bu durum hastalıkların başlıca nedenidir.
     Hacamat,Cupping ;Genel, sistemik düzeyde kan ve lenf dolaşımını artırır. Ayrıca düzenler ve otonom sinir sisteminin işleyişi geliştirir.
Hacamat yapan yapılan bölgedeki en belirgin faydası ağrısının geçmesi ve dokudaki katılığın yumuşaması ve dolayısıyla içine taze ve incelmiş kan dolmasıdır. Bu durum da beraberinde rahatlamayı getirir.
Kaslardan fazlalıkları olan kan çıkarılırken , temizlenen lenf dolaşımı artar. Cupping eklemlere uygulanırsa, eklem, kan akımı artar. Synoivia sıvısı üreten hücreler bol kanlandığı için görevlerini iyi yapar.Eklem boşluğunda eklemin rahat hareket etmesini sağlayan (eklemin yağlanması) synoivial sıvı artmış olur.
Sindirim organları ile ilgili Hacamat,Cupping etkisi; Sindirim sistemi organlarının salgılarını ve peristaltik hareketlerini normale getirerek  sindirimi düzenler. Böylece Cupping, mide ve sindirim organlarının güçlendirir, safra akışını ve metabolizmayı artırır, kabızlığı ve ishali rahatlatır ve bağırsakları düzenliliğe teşvik eder.
                                                                                                            Dr Turanşah Tümer
      
    TIBBİ SÜLÜK TEDAVİSİ;
     Latince’de “Sülükle Tedavi” anlamına gelen Hirudoterapi antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır.
Sülükler, sanıldığı gibi vücuttaki kirli kanı emerek tedavi etmezler. Tedavi edici özellikler kanın alınmasında değil kan emilirken vücuda verilen bioaktif enzim nitelikli salgıdadır. Bu salgıda, çok sayıda faydalı maddeler vardır. Genel olarak lizis etkisi yaparlar ve başlıca en etkilileri Hirudin, Histamin, Calin, Hyaluronidase, Eglin, Bdellin, Apyrase, Kollagenase, Destabilase, Hämentin ve Orgelase maddeleridir.
MÖ 15. yüzyılda Babil ve MÖ 5. yüzyılda Hint Sanskrit yazılı kayıtlarına kadar uzanan çok eski bir tedavi yöntemidir. Yine antik dönem Mısır ve Çin tıbbi kayıtlarında da bu tedavi görülmektedir.
     Sülük tıbbi amaçlar için binlerce yıldır kullanılmaktadır. Fakat son birkaç yüzyıl içinde özellikle Fransa’da ve Avrupa’da yaygın olarak uygulanmaktadır.
Bugün bu tedavi yöntemi, yapılan son araştırmalarda travma cerrahisinde (örneğin Replantasyon cerrahi), venöz hastalıklarda (örneğin toplardamarlar İltihabı) ve kas-iskelet sistemi bozukluklarında (örneğin diz -eklem kireçlenmesi) tekrar çok önem kazanmıştır.
Ünlü hekimlerden Nikandros ve İbn-i Sina da sülüğü bir tedavi aracı olarak kullanmışlar ve öğrencilerini bu konuda eğitmişlerdir.
      Sülüklerin Osmanlılar tarafından kullanıldığı ve bu konu ile ilgili yazılı eserler hazırladıkları bilinmektedir.
Osmanlılarla beraber Fransızlar ve Almanlar da sülüklerden yararlanmışlardır.
 Tıbbi sülük tedavisi hangi hastalıklar için kullanılıyor?
     Tıbbi sülük tedavisi, atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere;
  • Birçok dolaşım sistemi hastalıklarında,
  • İltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında,
  • Yumuşak doku romatizmalarında,
  • Bel fıtığında,
  • Safra kesesi iltihabında,
  • Zona hastalığında,
  • Hemoroid de(basur),
  • Prostatta,
  • Bademcik iltihabında,
  • Baş ağrılarında,
  • Migrende,
  • Meniere hastalığında,
  • Çıbanda,
  • Diş ağrısı ve iltihabında,
  • Depresyonda,
  • İyi huylu, kötü huylu kitle ve ur hastalıklarında,
  • Ani İşitme kaybında,
  • Çeşitli Kulak hastalıklarında (Orta Kulak İltihaplanması, Tinnitus),
  • Göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında,
  • Ayrıca Ortopedi ve Rekonstrüktif Cerrahi kapsamında, gangren, gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde başarıyla kullanılmaktadır.
  • Tıbbi sülükler tedaviyi nasıl gerçekleştirmektedirler?
  • Tıbbi sülükler sanıldığı gibi kirli kanı emerek tedavi yapmazlar. Tedavi edici özellik kanın alınmasında değil kan emilirken vücuda verilen salgıdadır.

     Sülükte bulunan salgı başlıca Hirudin ve Calin maddelerini barındırır ve bu maddeler kanın:

  • Pıhtılaşmasını engelleyici (antiagregan),
  • Oluşmuş pıhtıyı eritici (fibrinolitik),
  • Ağrı kesici, İltihap Kurutucu (analjezik-antiromatizmal),
  • Mikrop öldürücü (antibakteriyel),
  • Tansiyon dengeleyici (antihipertansif),
  • Kas gevşetici (miyorelaksan),
  • Bağışıklık sistemini düzenleyici (immunmodulatör)
  • Stres giderici (anksiyolitik) etkilere sahiptir.
  • Ayrıca “nörotrofik” etkiyle sinir hücreleri ve liflerinin tamir edilmesini hızlandırır.

Tıbbi sülük tedavisinin hastalıklara karşı koruyucu etkisi var mıdır?Tıbbi sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle koruyucu bütüncül (preventif, holistik) tıpta da kullanılmaktadır. Yılda birkaç defa belirli noktalardan yapılan sülük tedavisi, o yıl içinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterebilir.
  
      PRP TEDAVİSİ;

PRP yani Platelet Rich Plazma (Trombosit, büyüme hormonu, iyileştirici faktörlerden zengin plazma) PRP tıbbi bir uygulamadır. Sadece hekimler tarafından yapılmalıdır. Hekim hastasını muayene ettikten sonra PRP için uygun küçük tüplerin içine uygun miktarda kan alır ve santrifüj işlemini uygular.
 Bu işlemin sonunda tüplerdeki kanın şekilli elemanları plazmadan ayrılır.Böylece mililitrede 1,5 milyona kadar trombosit yoğunluğuna sahip olan bir jel elde edilir. İşte buna PRP denir.
PRP ‘NİN ETKİLERİ:

  • Doku hasarının iyileşmesini sağlayıcı maddeler içerir.
  • Büyüme faktörleri içerdiği için doku iyileşmesini hızlandırır.
  • Ciltte(yüzde) kırışık, çizgilenme ve çukurluklara karşı dolgu benzeri etki yapar.
  • Ciltteki(yüzde) yaşlanma etkilerini geciktirir.
  • Ciltte (yüzde)gerginlik ve canlılık oluşturur.
  • Saçlı deride saç hücrelerini canlandırarak saçın sıklaşması ve saç tellerinin kalınlaşmasını sağlar.
  • Kaslarda kasılma, yırtılma ve zedelenmelerde iyileşmeyi hızlandırır.
  • Küçük ve büyük bütün eklemlerde kireçlenme (artroz), eklem sıvısı azalması, eklem kıkırdağı yıpranmasında direk ekleme verilmek suretiyle ciddi iyileşmeler sağlar.

 

Böylece dokulardaki hasarın ya da yaşlanmanın etkilerini geriye çevirecek doğal büyüme faktörleri istenen bölgeye yoğunlaştırılarak  verilmiş oluyor.
PRP yöntemiyle elde edilen iki farklı kan ürünü var; biri PRP diğeri de trombin serum. Bunlar iki farklı tüple elde ediliyor. PRP tüpünde kanın pıhtılaşmasını önleyen bir madde bulunuyor. Diğer tüpte ise aksine kanın pıhtılaşmasını sağlayarak bu trombositlerin dolgu maddesi gibi kullanılmasını sağlayan trombin var. Bu ikisi bir arada kullanıldığında deride yenileyici etki daha güçlü biçimde ortaya çıkıyor.
Kısacası kendi kanınızdan dolgu maddesi yapılıyor ve yüzdeki temel kıvrımlara ve ince çizgilere uygulanıyor.
Hyaluronik asit içeren dolgu maddeleri 6-8 ay kadar dayanır. Dolgulu PRP hem kendi kanınızdan üretilir hem de doldurulan bölgedeki deri yaşlanmasına karşı geri sayım başlatan biyolojik bir süreci tetikler! Yani sadece doldurmaz aynı zamanda savunması zayıflamış, zamanın veya çevrenin yıpratıcı etkilerine karşı savaşmada yenik düşmüş bölgeye destek göndermiş olur.
     Prp bir tür kök hücre tedavisimidir?
     PRP bir kök hücre tedavisi değildir. Ancak dolaylı yoldan kök hücreler üzerinde çalışır. Trombositlerin içindeki büyüme faktörleri deri hücrelerine fibroblast üretme mesajını ileten birer uyarandır. Fibroblastlar da kolajen ve elastin üretmek için anahtar niteliğindeki yapılardır. Dolayısıyla Regenkit PRP bütün bu süreci başlatan trombosit sayısını çoğaltarak dolaylı olarak kök hücreler ile çalışır, çünkü dolgu uygulaması sonrasında deride oluşan fibrin ağları ortamdaki kök hücreleri de kendi yapısında toplar.
     Prp nin herhangi bir yan etkisi veya riski varmı?
     Eğer doğru uygulanırsa hiçbir riski ve yan etkisi yoktur. Çünkü her seansta kullanılan enjeksiyon ve tüp tek kullanımlıktır ve son derece güvenlidir. Yan etkisi yoktur çünkü şahıstan alınan ayrıştırılıp yoğunlaştırılarak yine kendisine geri verilmektedir.
     PRP’NİN SONUÇLARI NELERDİR ?
  • Cilt gergin, parlak ve canlı görünür.
  • Özellikle yüz bölgesinde karşılaştığımız güneş ve yaşlılık lekeleri yumuşar
  • Göz altı bölgesi torbalanmalar ve morluklarda düzelmeler olur.
  • Yüzdeki çizgiler yumuşar.

Bu tedavinin bir güzel tarafı da uygulama yapılan bölgenin çevresinde de iyileşmeler görülür. Örneğin, yüze yaptırdığınız da saçlarınız da canlanır.

     Prp uygulamalarında nasıl bir yol izleniyor? Sonuç almak için kaç seans yaptırmak gerekir?
     PRP 10 veya15’er günlük aralarla 4-5 seans yapılır. 8-10 ay sonra bu kür tekrarlanabilir. Altı ay sonra doktor hastasını kontrol eder. Şayet hasta menopoz dönemindeyse ya da sigara, alkol gibi kötü alışkanlıkları varsa doktor 1 kür daha yapmaya gerek duyabilir. Kişi kendine iyi bakıyorsa, sağlığına dikkat ediyor, cildini UV ışınlarından koruyor ise 2.kür için bir hatta duruma göre iki yıl beklenir.


     AKUPUNKTUR TEDAVİSİ;
     Akupunktur, acus-iğne ve puctura-batırmak kelimelerinden meydana gelmiştir. Vücuda özel iğneler batırılarak tedavi ve hastalıklardan korunma sağlayan bir bilim dalıdır. Günümüzde akupunktur, alternatif gibi görünen tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak pozitif bilimler arasında yerini almıştır. İlaçlara karşı alerjik reaksiyonların ve organizmanın reaksiyonlarının artması bazen de ilaçların tesir göstermemesi veya yan etkilerinin ortaya çıkması gibi ilaçlara bağlı problemler çağdaş tıbbın temel problemlerini oluşturmaktadır.
Bu problemler sebebiyle insanlarda ilaçlara karşı bir antipati oluşmuştur. Akupunkturun başlıca üstünlüklerinden birisi, bu problemlerin olmamasıdır.Akupunkturun esas özelliği, organizmanın dahili imkanlarını seferber edip, dışarıdan organizmaya hiçbir madde almadan hastalığı tedavi etmesidir. 1896 yılında Taylor, beynin halen keşfedilmemiş bir eczane olduğunu söylemiştir. Bilindiği gibi hastalık öncesi kişi kendini rahatsız, keyifsiz, zayıf, morali bozuk, halsiz hisseder. Birçok hastalıklar bu belirtilerle başlar. Bazı hallerde ise hastalığın sebebini hiçbir teşhis metodu ile bulmak mümkün olmayabilir.
     Böyle hastalar hastalığının sebebini bulma ümidi ile yıllarca muhtelif tedavilerden geçip, ancak hiçbir netice alamayabilirler. Akupunktur uygulanırken, organ ve sistemler arasındaki bozulmuş bağlantılar düzeltilir ve zaman içinde seanslar ilerledikçe bütün organizma normal faaliyetine geri döner.
     Organizmanın kendini tamir mekanizması, en iyi iyileştirme metodudur.Bu metodun diğer üstün yanı ise sade olmasıdır. “KİM İYİ TEŞHİS KOYARSA, İYİ DE TEDAVİ EDER”
     
      Akupunktur ile birçok hastalığın önünü almak ve onları tedavi etmek mümkündür. Akupunktur ile hiçbir şikayeti olmayan fakat “risk grubu” denilen fertlerde (yağlanma, hareketsiz hayat tarzı, aşırı stres, sigara içme, vb.) koruyucu tedavi alabilirler. Direk olarak akupunktur tedavisine başlanıldığı gibi diğer tedavi yöntemleri iyi sonuç vermediği veya yetersiz kaldığı her yerde akupunktur tedavisi uygulanır.
    AKUPUNKTUR NE YAPAR?
  • Hepimiz şikayetlerimizin mümkünse ilaç almadan geçmesini isteriz. Akupunktur vücudumuzun kendi iyileşme imkanlarını kullanarak, içimizdeki doktor ve eczaneyi harekete geçirir.
  • Yan etkisiz ve doğal tedavi eder.
  • Vücudumuzda bir şeylerin artması veya azalması ile denge bozulabilir ve şikayetler başlar. Akupunktur vücuttaki tedavi noktalarını kullanarak önceki dengeli halini geri çağırır.
  • Akupunktur bazı kronik hastalıkların ilerlemesini durdurur veya geriletir.
  • Bütün hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirir ve yeniler.
  • Vücudu olumsuz çevre faktörlerine(doğal olmayan gıdalar,hava ve gürültü kirliliği, büyükşehirlerdeki stres faktörleri vb.) karşı güçlü ve zinde tutar.
  • Psikolojik problemler(depresyon,gerginlik,öfke nöbetleri) ve stres sonucu olan şikayetlerin çözümünde çok yardımcıdır.
  • Sinir sistemini dengeler.
  • Vücudun kendi steroid ‘ini salgılatarak yarayı içeriden tedavi eder.
  • Akupunktur alerjilere karşı eşiği yükseltir.
  • Zayıflamış organ(karaciğer, akciğer, böbrek ,kalp, mide, bağırsak) fonksiyonlarını güçlendirir.

 

     AKUPUNKTUR İLE TEDAVİ EDİLEBİLEN HASTALIKLAR;
  • Spazm ve Kramplar
  • Baş ağrıları ve migren.
  • Obezite
  • Alerjik astım
  • Cilt Hastalıkları (Akne, Egzema)
  • Safrakesesi spazmları ve diskinezileri
  • İskelet kasında ve iç organlardaki spazm ve kramplara bağlı ağrılarda
  • Vejetatif bozukluklar
  • Sinirsel bunalımlar, depresyon durumları
  • Sinirsel yorgunluk, bitkinlik
  • Mide ve Kalp nörozları
  • Uykusuzluk
  • Ekstremitelerde dolaşım bozukluğu
  • Alkol bağımlılığı
  • Sigara bağımlılığı
  • Saman nezlesi
  • Cinsel Problemler
  • Enurezis noktürna
  • Lumbalji, iskialaji ve diz ağrıları.
  • Bütün eklemlerin ağrılığı hastalıkları. Örneğin: Boyun ağrıları , omuz ve kol ağrıları.
  • Trigeminus nevraljisi, interkostal nevralji.
  • Dupytren kontraktürü (Başlangıç safhasında).
  • Yüz felci (erken dönemde, 3.6 ay içinde).
  • Beyin kanamasından sonra felçler (erken devresinde).
  • Kas spazmları (karın, bel ve bilhassa boyun spazmları) yemek borusu spazmı.
  • Akut ve bronşial astma.
  • Sinüzit.
  • Akut konjoktivit.
  • Akut ve kronik gastrit.
  • Mide de fazla asit.
  • Kronik düodenit.
  • Geğirme.
  • Kabızlık , ishaller kolit.
  • Ağız mukosası iltihabı.
  • Çocuklarda : Gece işemeleri, bronşit, alerji, astma, korku, çekingenlik, huzursuzluk, kötü alışkanlıklar (tırnak yeme), çocuk felci sekelleri ve kekemelik.
  • Paresteziler / Henüz kontraktür ,ankiloz, adele erimesi teşekkül etmemiş vakalar.
  • Periferik nöropati
  • Kulak çınlaması.
  • Alerji ve bazı cilt hastalıkları
  • Bazı romatizmal hastalıklar.
  • Psikoterapi gerektiren ruhsal hastalıklar.
  • Aşırı terleme.
  • Uyku bozuklukları – uykusuzluk.
  • Adet bozuklukları
  • Hıçkırık.

 

     Akupunktur nasıl etkili oluyor?
     Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.
    1- Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirterek direnci arttırmakta, hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir(Bardağın taşmasını engellemiş oluyor).
    2- Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres ,sıkıntı depresyonu önlemekte var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.
    3- Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden, steroidi bıraktırarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.
    4- Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.
    5- Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı, örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir.
    6- Bütün bunlarla beraber akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.
    Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu, kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu, (vücudun Qi enerjisi artar, meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir Yin-Yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.
Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını, ilaç kullanımını büyük ölçüde azalttığını, hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.
                                                                                            Dr. Turanşah Tümer
     
     NÖRAL TERAPİ; 
     Nöralterapi, lokal anestezik maddeler kullanılarak vegetatif sinir sistemi üzerine etki etmek veya uyarmak suretiyle uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Daha önceleri uygulanıp sonra da unutulmaya yüz tutmuşken 1920′li yılların başlarında Walter ve Ferdinand Huneke isimli iki kardeş Alman doktor tarafından yeniden uygulanmaya başlanıp geliştirilmiş, günümüzde kompleks, güvenli ve çok etkili bir tedavi şeklidir.
Nöral terapinin gelişiminin uzun bir hikayesi vardır;1883 yılında kokainin topikal anestezik etkisinin Viyanalı ünlü neurologist Sigmund Freud tarafından keşfedilmesine kadar uzanır. 1905’te prokainin Einhorn tarafından laboratuarda sentezlenmesi, hedef nokta enjeksiyon tekniğinin Spiess tarafından tanımlanması ve Huneke kardeşlerin çalışmalarına aşina ve bundan esinlenerek Amerika’da ağrı tedavisini 60 yıl sonra değiştiren Dr.Janet Trawell da nöral terapiye küçük ama önemli bir bakış sağlamıştır.
Avrupa’da tüm ağrı tedavi merkezlerinde nöral terapi en sik uygulanan tedavi metotlarından birisidir. Bu tedavi metodu sayesinde hastalar ağrılarıyla yasamak zorunda kalmıyorlar.
Prof. Dr. Ricker ‘a göre tüm bilinen uyaranlar (mekanik, termal, kimyasal, elektromagnetik, nörotrasmitterler, hormonlar, toksinler, mikroorganizmalar vs) afferent sempatik neuronlarin frekans ve amplitudelerinde değişiklik yaparlar.
Nöral Terapi klinik gözlemlere dayanarak Ricker’in bu teorisini  yıllar önce ortaya koymustur.
İlk olarak Prof.Dr.Med. Heine, elektron mikroskopisinde  cıva ve toksik maddelerin ekstraselüler  alanda tuzaklanmasını göstermiştir.İnsan bedeninde çeşitli nedenlerle biriken toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasında da nöral terapinin yeri önemlidir, bu nedenle nöral terapinin olmadığı bir detoks programı eksiktir.
Vegetatif  (Otonom) sinir  sistemi   vücudumuzda çok  geniş bir  elektriksel ağ yapısı (network)  içindedir. Bu  sistem  birbirinden farklı ancak  birbiri ile  uyumlu  çalışan sempatik ve parasempatik sistem adı  verilen iki  farklı bölümden oluşur.
Prof. Dr. Pischinger bunu “hücre- çevrel  sistem” (Cell environment  system ) olarak adlandırmıştır. Otonomik sinir  sistemi  ve  kan damarlarının uç uzantıları her  hücrenin  çevresindeki   sıvının içinde sonlanır. Burada metabolizma  ve  yaşam  ile ilgili   çok önemli biyokimyasal ve biyofiziksel işlemler oluşur. Buradaki denge  sağlık  demektir, bu  dengenin  bozulması ise hastalık demektir.
Uygulama Şekli;
 
1. Yüzeysel /lokal enjeksiyon
2. Segmental ve derin Enjeksiyon
3. Bozucu alan tedavisi
     Bütün nöral terapötik metotlar ya bozulmuş dokuya enerji sağlamakta, ya da enerji bloklarını çözmektedir.
    Huneke Metodu’na göre nöral terapi iki temel mekanizma ile çalışmaktadır. Bunlardan birincisi segmental mekanizmadır. Burada rahatsızlığın uzandığı segmente yapılan anestezik enjeksiyonu ve bu segmentin spinal kord ile olan bağlantısı esastır. İkincisi ise rahatsızlık sahasının (bozucu alan) ortadan kaldırılmasıdır. Bu bölgeye yapılan enjeksiyon semptomların aniden eliminasyonu ile sonuçlanır (Flash Fenomeni=Anında etki).
Segmental terapi ve skar enjeksiyonu, etkili nöral terapinin bel kemiğidir ve birçok tecrübeli kişi tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Segmental terapi spesifik, medikal ilaçların ve antidotların bu segmentteki tüm yapılara dağılımını sağlar.
Aksi ispat edilmedikçe tüm skarlar problemdir. Herhangi bir hastadaki skara en az bir kez enjeksiyon yapılmalıdır. Eğer iyileşme olursa, cevap vermemeye başlayıncaya kadar devam edilmelidir.
    Yüzeyel enjeksiyon yöntemi özel akupunktur noktalarına yapılır. Akupunktur, perivaskuler sempatik pleksusu, sempatik ve parasempatik sinir  liflerini tedavi eder.
Bunlar, iğne ucundaki sinyali aksiyon potansiyeline çevirebilen vücuttaki tek yapılardır.
Aku-noktalari gerçekte yoktur: bu noktalar otonomik sinir liflerinin yoğun olduğu, özellikle kan ve lenf damarlarının bulunduğu yerlerdir.
Vücut, kulak, saçlı kafa derisi, ağız içi, dil ve diğer aku-noktaları otonomik sinir sisteminin düzenlenmesi açısından çok önemlidir. Bunun geleneksel akupunktur tedavisine avantajı, uygun ilaçların aku-noktalarina dağıtılmasının dramatik olarak etkili olmasıdır.
Dermatom (Segmental) uyarı yapılan hastada eğer yakınmalarda artış oluyorsa o zaman sorunun dermatomdan ziyade bir bozucu alan veya bozucu odak kaynaklı olduğu unutulmamalıdır.
Şikayetlerin artması durumunda bozucu alan araştırılması yapılmalıdır.
     NÖRAL TERAPİNİN KULLANILABİLECEĞİ DURUMLAR;
  • Ağrı tedavisi, genel tıp, KBB, göz hastalıkları, jinekoloji, dahiliye, pediatri, psikiyatri ve diğer tüm uzmanlık ve alt uzmanlık alanlarında;
  • Ağrı tedavisi
  • Alerji
  • Anti Aging
  • Boyun, sırt ve bel ağrıları
  • Bas ağrısı
  • Çeşitli sinir sıkışmalarına bağlı ortaya çıkan ağrılar ve kas güçsüzlüklerinde
  • Kronik kabızlık
  • Kronik tonsilit
  • Migren
  • Nevralji, yüz felci ve diğer felçlerde
  • Organik fonksiyon bozukluklarında
  • Sinüzit
  • Tiroit rahatsızlıkları
  • Eklem ve ekstremite sislikleri tedavisinde
  • Sportif yaralanmaların tedavisinde
      MANUEL TERAPİ(YAĞLI KUPA MASAJI);
      Cilt, cilt altı ve kas dokularındaki kan ve lenf  dolaşım bozuklukları,bu dokulardaki damarları tıkayıcı sebepler, pıhtılaşma eğilimleri hacamatı ve yağlı kupa terapisini gerekli kılar.  Aksi takdirde özellikle bel ve boyun çevresindeki kaslarda  kasılmalar(spazmlar),  kramplar  ve buna bağlı şiddetli ağrılar oluşur.
     Bütün bunların üzerine duruş,oturuş, pozisyon bozuklukları, yanlış ağırlık kaldırma şekilleri eklenirse; bel, sırt ve boyun omurlarında kaymalar, kireçlenmeler (artroz) ve fıtıklar(herni) oluşabilir.Bunlarda sinir köklerine bası yaparak şiddetli ağrılar oluşturabilirler.
Bu şikayetlerin olduğu bel ve boyunda, uygun bölgelere yapılan hacamatla tıkanıklık açılacağı için o bölge kanlanacak, canlanacak ,ödem ve spazmlar çözülecek, antienflamatuar etkilerle dokular yumuşayacak ve yağlı kupa terapisi için uygun bir zemin oluşacaktır. Sonraki tedavi seanslarında bir ila üç seans arası değişen yağlı kupa terapisi ve manuel terapi ile facet eklemler hareketlenecek, omurgadaki sıkışıklıklar azalıp kayma,kireçlenme ve fıtıklar ile ilgili şikayetleri tedavi etme imkanı olabilecektir.
Yağlı kupa terapisi ve manuel terapi , sürekli ilaç tedavisi almadan veya ameliyat olmadan önce, muhakkak denenmesi gereken , hiçbir risk taşımayan tedavi yöntemleridir.
     Ameliyat randevusu almış bazı hastalarımızın tamamen şikayetlerinin geçtiğini müşahede etme imkanımız olmuştur.
                                                                                             Dr. Turanşah Tümer
www.tibbihacamat.com
Dr. Turanşah Tümer'in Yazdığı Hacamat Kitabı:

Dr. Turanşah Tümer, kitabında; sünnet olan, hekimlik tecrübesiyle yapılan hacamatın, insanlar üzerindeki etkilerini okurları ile paylaşmıştır.

Kadim şifa yöntemi olan hacamat, tıp doktorunun deneyimiyle "TIBBİ HACAMAT" a dönüştü... (Hayy Kitap)

Hacamat kitabı detayları için tıklayın.

Bizi Takip Edebilirsiniz:
Bize Ulaşabilirsiniz:
(0216) 906 02 12
(0506) 845 55 61